Siber Suçlar: Türkiye’deki En Yaygın İnternet Suçları

Aralık 28, 2023
Siber suçlar Türkiye'de en yaygın olan internet suçları hakkında bilgi veren bir blog yazısı görseli.

Siber güvenlik, bir kale duvarlarının sağlamlığı gibidir; peki ya bu duvarlar yıkıldığında?

Siber suçlar, günümüzün dijital dünyasının kaçınılmaz birer gerçeği haline gelmiştir. İnternetin kıvrımlarında birer gölge gibi dolaşan suçlular, farklı yöntemlerle bireylerin ve kurumların dijital varlıklarını hedef alır. Onlar için, bir kullanıcının kimlik bilgilerini çalmak veya bir sistemdeki açıklardan yararlanmak, bir kasadaki altınları çalmak kadar değerlidir ve bu tip saldırılar, mağdurlar için maddi ve manevi büyük kayıplara yol açabilir.

Kimlik Hırsızlığı ve Dolandırıcılık

Kimlik hırsızlığı, kişisel verilerin yetkisiz kişiler tarafından ele geçirilmesi ve mağdurların banka hesapları, kredi kartları veya diğer finansal araçlar üzerinden zarar görmesi şeklinde kendini gösterir. Saldırganlar, sosyal mühendislik veya kötü niyetli yazılımlar aracılığıyla kişisel bilgilere ulaşır ve bunları haksız kazanç sağlamak amacıyla kullanır. Bu suçlar, bireylerin yanı sıra şirketleri de tehdit eder ve onların güvenliğini sarsar.

Türkiye’de gerçekleşen dolandırıcılık vakaları çeşitlilik göstermekle birlikte, ‘phishing’ ya da ‘oltalama’ olarak adlandırılan yöntemler en sık karşılaşılan taktikler arasındadır. Bu teknikte, saldırganlar sahte elektronik postalar ve web siteleri kullanarak kullanıcıların giriş bilgilerini ele geçirmeyi amaçlar. Böylece, mağdurların finansal kaynaklarına ve kişisel verilerine hızla erişim sağlayabilirler. Özellikle dijital ortamda artan bu suç türüne karşı duyarlılık ve korunma yöntemlerindeki bilinç düzeyinin artırılması, bu tehditleri minimuma indirmek için kritik önem taşımaktadır.

Kredi Kartı Bilgilerinin Çalınması

Kredi kartı bilgilerinin çalınması, Türkiye’de online alışverişin popülerleşmesiyle paralel olarak artan bir siber suç türüdür. Saldırganlar çeşitli tekniklerle kart bilgilerini ele geçirir ve bu bilgileri kötüye kullanır.

Bilgilerin çalınmasında en yaygın yöntemlerden biri ‘skimming’ yani kart kopyalamadır. Bu yöntem, ATM ya da POS cihazlarına yerleştirilen gizli okuyucular vasıtasıyla gerçekleştirilir ve mağdurların farkına bile varmadan gerçekleşebilir.

Kredi kartı dolandırıcılığında kayıplar, yalnızca maddi değil, aynı zamanda güven zedelenmesi şeklindedir.

Korunma yolları arasında güvenli internet alışverişi, güçlü şifre kullanımı ve kart hareketlerinin düzenli takibi bulunmaktadır. Ayrıca, SSL sertifikasına sahip web siteleri üzerinden işlem yapılması ve şüpheli linklere tıklanmaması, kişisel bilgileri koruma adına atılması gereken önemli adımlardır.

Phishing: Sahte E-postalarla Bilgi Avı

Phishing, kişisel bilgileri ele geçirmek için tasarlanmış sahte e-postalar yoluyla gerçekleştirilen bir siber saldırı şeklidir. Bu saldırılar genellikle güvenilir bir kaynağın kimliğine bürünerek gerçekleştirilir.

  • Sahte Banka E-postaları: Mağdurlardan kişisel ve finansal bilgileri paylaşmaları istenir.
  • E-Ticaret Sitelerinin Taklitleri: Popüler alışveriş sitelerinin sahte sürümlerine yönlendirerek kullanıcı bilgileri çalınır.
  • Sahte Kampanya ve Anketler: Para veya ödül kazanma vaadiyle kişisel veriler talep edilir.
  • Yönlendirme Bağlantıları: Güvenliği ihlal edilmiş ve zararlı içerik barındıran web sitelerine yönlendirir.

Bu e-postalar, gerçekçi görünümleriyle dikkatli kullanıcıları bile aldatmaya yönelik hassas detaylar içerir. Kullanıcıların bu konuda bilinçlenmesi ve şüpheli e-postaları dikkatlice incelemesi gerekmektedir.

Phishing saldırıları, teknolojik gelişmelere paralel olarak daha sofistike hale gelmiş ve siber güvenlik tehditleri içinde önemli bir yer tutmuştur. Bu nedenle öğrencilerin ve bireylerin bu konuda gerekli bilgi ve becerilere sahip olmaları büyük önem taşır.

Zararlı Yazılımlarla Saldırılar

Zararlı yazılımlar, siber suçlular tarafından en çok tercih edilen saldırı yöntemlerinden biridir. Bu saldırı araçları, kötü amaçlı aktörlerin hedefledikleri sistemlere zarar vermek, veri çalmak ya da hizmet dışı bırakmak için geliştirilen yazılımlardır. Temel zararlı yazılım türleri arasında virüsler, trojanlar, solucanlar, casus yazılımlar ve fidye yazılımları bulunur. Her biri farklı mekanizmalarla çalışarak cihazlara sızma ve hasar verme potansiyeline sahiptir.

Özellikle fidye yazılımları (ransomware), Türkiye’deki kullanıcılar için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Siber suçlular, şifreleme algoritmalarını kullanarak kurbanın dosyalarını kilitleyip erişimini engeller ve fidye talep ederler. Kullanıcılar, güncel siber güvenlik pratikleri ve düzenli veri yedeklemesi gibi önleyici stratejilerle bu tür saldırılara karşı kendilerini koruyabilirler. Ayrıca bireysel ve kurumsal düzeyde, güvenlik duvarları, antivirüs programları ve düzenli güvenlik güncellemeleri uygulamak, zararlı yazılımlara karşı koymanın temel adımları arasındadır.

Ransomware: Şantaj Amaçlı Yazılımlar

Ransomware, olası en yıkıcı siber saldırılardan biri olarak nitelendirilebilir ve bireylerden kurumların IT altyapısına kadar geniş bir yelpazede etki edebilir. Bu tehdit, siber suçlulara değerli veri üzerinden kurbanlarına baskı yapma imkanı tanır.

Şifreleme temelinde faaliyet gösteren ransomware, kullanıcının dosyalarını anlamaz hale getirebilir. İstenen fidye ödenmeden verilere erişim imkânsız hale gelir.

Zararlı yazılımın yayılma yöntemleri arasında kimlik avı e-postaları, güvenli görünmeyen internet siteleri veya korumasız ağ hizmetleri bulunmaktadır. Bu saldırıların sonucunda kurbanlar, kişisel ve kurumsal verilerini, yedekleri olmadığı takdirde tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırlar.

Türkiye’deki kullanıcılar ve organizasyonlar için en etkili korunma yöntemleri arasında düzenli yedekleme, eğitim programları, şüpheli e-posta eklerini açmama, güncel antivirüs yazılımları ve işletim sistemlerinin düzenli olarak güncellenmesi yer alır. Siber hijyen uygulamalarını benimsemek ve çalışanları bilinçlendirmek, fidye yazılımlarının neden olabileceği zararları minimuma indirir. Öte yandan, ulusal ve uluslararası hukuki düzenlemeler ve işbirliği ile bu tür saldırıların önüne geçmek için sürekli çalışmalar yapılmaktadır.

Truva Atları ve Virüsler

Truva atları, zararlı faaliyetlerde bulunan ve genellikle yararlı bir yazılım gibi görünen gizli tehditlerdir. Bu zararlılar, kullanıcıların dikkatsizliğinden yararlanarak sisteme sızarlar.

Siber güvenlik alanında, özellikle Truva atları ve virüsler gibi zararlı yazılımlar büyük bir tehlike arz etmekte. Bu zararlılar, sistem açıklarını ve sosyal mühendislik tekniklerini kullanarak kullanıcının cihazına erişir, gizli bilgileri çalar, sistem kaynaklarını kullanır ve diğer zararlı yazılımları sisteme yükleyebilirler. Truva atları genellikle keyloggers, arka kapılar (backdoors) ve bankacılık truva atları gibi özelleşmiş formlarda karşımıza çıkarlar ve ciddi güvenlik ihlallerine yol açabilen, gelişmiş siber saldırı araçlarıdır.

Virüsler ise kendi kendine yayılma yeteneğine sahip olan, kullanıcının bilgisayar veya sunucu sistemine yerleşebilen zararlı yazılımlardır. Çoğu zaman e-posta ekleri, yasa dışı yazılım indirme siteleri veya bulaşık ağ sürücüleri gibi yöntemlerle dağılırlar. Bu zararlı yazılımlar, sistem performansını düşürebilir, bilgileri bozabilir ve hatta kalıcı veri kaybına neden olabilirler.

Türkiye’deki siber güvenlik uzmanları, Truva atlarına ve virüslere karşı mücadelede proaktif savunma tekniklerini vurgulamaktadır. Doğru tehdit istihbaratı kullanımı, zararlı yazılımları tanıma ve zararsız hale getirmede hayati önem taşır. Etkili bir antivirüs yazılımı, sistem güncellemelerinin düzenli olarak yapılması ve kullanıcı eğitim programları, bu tür tehditlerin neden olabileceği hasarı azaltmada etkili stratejilerdir. Özellikle, güçlü ağ güvenlik duvarları ve davranış tabanlı tespit sistemleri, zararlı yazılımların sızmasını önlemek ve etkisiz hale getirmek için büyük önem taşır.

Sosyal Medya Suistimalleri

Sosyal medya platformları, kullanıcıların kişisel bilgilerini paylaştıkları ve geniş kitlelere ulaşabilecekleri çevrimiçi alanlar olarak, siber suçlular için cazip hedefler haline gelmiştir. Sahte hesap açma, kimlik hırsızlığı, dolandırıcılık gibi faaliyetlerle kullanıcıların güvenliğini tehdit etmektedirler. Özellikle, genç ve deneyimsiz internet kullanıcıları, bu tür suistimal ve tehditlere karşı daha savunmasız konumda bulunmaktadırlar.

Veri ihlalleri ve gizlilik sorunlarına yol açan bu suistimaller, aynı zamanda bireysel ve kurumsal itibar zararlarının yanı sıra, maddi kayıplara da neden olabilmektedir. Bu nedenle kullanıcıların sosyal medyada gösterdikleri özen ve alacakları güvenlik önlemleri büyük önem taşımaktadır.

Sahte Profil ve Dolandırıcılık

Sahte profiller, siber suçluların en sık başvurduğu yöntemlerden biridir ve dolandırıcılık operasyonlarında temel bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu yöntem, masum kişilerin güvenini kazanıp onlardan maddi çıkar sağlama amacı taşır.

  • Kimlik Hırsızlığı: Sahte profillerle gerçek kişilerin kimlik bilgileri ele geçirilir.
  • Romantik Dolandırıcılık: Duygusal ilişkiler kurularak kişilerin maddi varlıkları hedef alınır.
  • Oltalama (Phishing): Meşru gibi gözüken sahte linkler veya e-postalar aracılığıyla bilgi çalınır.
  • İş Sahtekarlığı: Sahte iş teklifleri ile kişisel ve finansal bilgiler istenir.
  • Online Alışveriş Dolandırıcılığı: Mevcut olmayan ürünlerin satışıyla yapılan dolandırıcılıklardır.

Mağdur bireyler, sahte profillerle kurulan ilişkilerin sonunda genellikle maddi ve manevi zarara uğrarlar.

Bu tür dolandırıcılık faaliyetleri yalnızca bireylerin finansal güvenliğini tehdit etmekle kalmaz, aynı zamanda güvenli internet kullanımına yönelik güvensizliği de artırır. Dolayısıyla, şüpheli davranışları ve teklifleri daima sorgulamak, kritik bir siber güvenlik becerisidir.

Siber Zorbalık: Tehdit ve Taciz

Siber zorbalık, çevrimiçi ortamlarda bir bireye yönelik tehdit, taciz ve aşağılama eylemlerini kapsar. Bu tür saldırılar, mağdurun psikolojisini olumsuz yönde etkilemek amacıyla gerçekleştirilir ve zarar görenlerin sosyal çevreleri üzerinde de uzun vadeli etkiler bırakabilir.

Bu saldırılar anonim olarak gerçekleşebilir, bu da failin yakalanmasını zorlaştırır.

Tehdit edici mesajlar, incitici yorumlar ya da özel bilgilerin ifşa edilmesi gibi çok çeşitli davranışlar siber zorbalığın içeriğini oluşturur. Bazen bu tür eylemler, somut suç unsurlarını taşıyabilir ve yasal yaptırımlara neden olabilir. Bireysel savunmasızlık hissi, mağdurun ortamdan çekilmesine, sosyal izolasyona ve hatta travmatik stres gibi ciddi psikolojik sonuçlara yol açabilir.

Bu nedenle, siber zorbalık sadece bir çevrimiçi etkileşim sorunu olmanın ötesinde, bireyin gerçek yaşamındaki sosyal ilişkilerini ve duygusal refahını da tehlikeye atabilir. Eğitim kurumları, aileler ve yasal otoritelerin yanı sıra, siber zorbalığa maruz kalan bireylerin de bu durumla başa çıkmak için gereken stratejileri öğrenmeleri, toplumsal bir sorumluluktur. Alınan önlemler ve bilinçlendirme çalışmaları, siber zorbalığın etkilerini azaltmada kritik rol oynar.

İnternet Üzerinden Korsanlık

Türkiye’de internet üzerinden korsanlık, yasadışı içerik paylaşımı ve telif hakkı ihlallerinin önemli bir sorunu olarak karşımıza çıkar. Bu eylemler, genellikle değişik internet platformları üzerinden gerçekleştirilmekte ve çeşitlenmektedir.

Hukuki olarak bu tür faaliyetler, eser sahiplerinin mali ve manevi haklarını ciddi şekilde ihlal eder ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında suç teşkil edebilir. Korsanlık, yalnızca müzik ve film eserleri için değil, yazılım, oyun ve kitaplar gibi birçok farklı alana da yayılarak, yaratıcı endüstrilerin gelişimini negatif yönde etkilemektedir.

İnternet üzerinden korsan içerik sağlayan ve dağıtan kişiler, genellikle teknik yöntemlerle anonim kalmayı amaçlar. Bu da onların tespiti ve hukuki işlem uygulanmasını güçleştirir.

Telif Hakları İhlalleri

Telif hakları ihlalleri, yazarların, sanatçıların ve yazılım geliştiricilerin eserleri üzerindeki haklarını koruyan yasal düzenlemelere aykırı faaliyetlerdir. Bu ihlaller, eserlerin izinsiz kullanılması, çoğaltılması ve dağıtılmasını kapsar, yasal olmayan yollarla erişim sağlamak da bu ihlale dahildir.

Sanat ve edebiyat eserleri online platformlarda kolaylıkla paylaşılabilir hale geldi.

İnternetin sunduğu anonimlik imkanı sayesinde, ihlallerin takibi zorlaşmaktadır. Telif hakkı sahipleri için bu durum, eserlerinin korunmasını güçleştiren bir faktördür.

Sanatçılar ve yaratıcılar, eserlerinden kazanç sağlamakta zorlanıyorlar. Bu, özellikle küçük ölçekli yaratıcıları ciddi ekonomik sıkıntılara itmektedir.

İnternet servis sağlayıcılarının (ISS) ve hükümetlerin, ihlalleri önlemek için alması gereken önlemler bulunmaktadır. Ancak, telif haklarının uluslararası boyutta korunması konusunda ciddi sorunlar mevcuttur, çünkü internetin sınırsız yapısı bu ihlallerin uluslararası alana yayılmasına imkan tanır.

Yasal olmayan içeriğin tespit ve engellenmesi için etkin bir işbirliği şarttır. Türkiye gibi ülkelerde telif hakkı ihlalleriyle mücadelede sıkı yasal çerçeveler ve teknolojik araçların kullanımı, sanat ve bilgi ekosistemini korumanın önemli unsurlarıdır.

İllegal İçerik Dağıtımı

İllegal içerik dağıtımı, telif hakkıyla korunan eserlerin izinsiz kullanılması ve paylaşılması olarak tanımlanabilir. Bu suç kapsamına; filmler, müzikler, yazılım, oyunlar ve kitaplar gibi birçok farklı türdeki eser girmektedir. Suçlular, genellikle bu eserleri internet üzerinden yayarak haksız kazanç elde etmekte ve telif hakkı sahiplerinin maddi zarara uğramasına sebep olmaktadırlar.

Kopya koruma yöntemlerinin aşılabilmesi, bu suçun işlenmesini kolaylaştırıyor. Özellikle ‘crack’ yazılımların kullanımı ile korunan içeriklerin kilidi açılabilmektedir.

İnternet üzerinde faaliyet gösteren torrent siteleri, P2P (peer-to-peer) ağlar ve yayın akışı servisleri illegal dağıtımın en yaygın yöntemleri arasındadır. Bu platformlar üzerinden kullanıcılar, telif hakkı ihlallerini, korsan içerik sağlayıcılarının yardımıyla gerçekleştirebilmektedir.

İllegal içerik dağıtımı, sadece telif hakkı ihlali değil, aynı zamanda bilgisayar virüslerinin yayılması için de bir araç haline gelebilir. Yasadışı indirmeler sırasında kullanıcıların cihazları, virüs ve zararlı yazılımlara maruz kalabilir, kişisel veri güvenlikleri tehlikeye düşebilir.

Bu durum, ahlaki ve yasal sorumlulukların yanı sıra güvenlik risklerini de beraberinde getirir. Kullanıcılar, çoğu zaman içeriğin yasal olup olmadığını göz ardı etme eğilimindedirler; bu durum, onların farkında olmadan suç işlemelerine ve ciddi cezai yaptırımlarla karşılaşmalarına yol açabilir.

Ülkemizde bu tür suçlara karşı etkin mücadele ve caydırıcı yaptırımların uygulanması, siber güvenliğin sağlanmasında hayati öneme sahiptir. Bu bağlamda, gerekli hukuki düzenlemelerin yapılması ve siber suçlarla mücadele birimlerinin kapasitesinin artırılması, sorunun çözümüne yönelik temel adımlardır.

Faruk Ulutaş

Faruk Ulutaş, siber güvenlik alanında derinlemesine bir uzmanlıkla donanmış bir bilgisayar mühendisidir. Kapsamlı programlama diline hakimiyeti ve geniş tecrübesi ile çeşitli siber güvenlik projelerinde yer alıp başarılı sonuçlar elde etmiştir. Çeşitli hackathon, kodlama maratonları ve Capture The Flag (CTF) yarışmalarında, hem yurt içinde hem de yurt dışında, gösterdiği üstün performansla sıkça ön plana çıkmıştır. Ayrıca, küresel ölçekte faaliyet gösteren bazı büyük şirketlerin siber güvenlik sistemlerinde kritik güvenlik açıklıklarını başarıyla belirlemiştir. Üstlendiği projelerde kullanıcı güvenliğini sağlamak ve siber saldırılara karşı koymak için çözüm üretme konusunda büyük bir yetenek sergilemiştir. Ulutaş, CyberSkillsHub üzerindeki rolü ile birlikte, öğrencilere kendi deneyimlerini ve bilgilerini aktararak siber güvenlik konusunda yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olmayı hedeflemektedir.